19 Mayıs 2015 Salı

Aylak Adam-Yusuf Atılgan





Aylak Adam'ı okumayı çok istiyordum.
Nihayet kısmet oldu.

Hikaye dört bölüm/dört mevsimde geçmekte.
Kahramanımız Bay C.babadan kalma emlakların kirası ile aylaklık yapabilme imkanına sahip.
Bolca kitap okuma ve düşünme ile zamanını geçirmekte.
Gerçek aşkı arayan C. bir yıllık süreçte iki kişi ile birlikte olur.
Ancak tam kavuştu derken aradığı gerçek aşka hep teğet geçer.

Bolca altı çizilecek cümleler var kitapta.
Akıcı bir şekilde ilerlemiyor zira durup düşünmek gerekiyor çoğu yerinde.
Yavaş ilerlese de güzel bir kitaptı,severek okudum.

"Ne yamansınız dökme kalıplarınızla;bir şeyi onlara uydurmadan rahat edemezsiniz.

Kılığı düzgün bir adamın sokakta simit yemesi yasaktır.Bütün yasaklar gibi bunun da bir kaçamak yolu yok mu?Simidi kır,cebine sok.Tek elinle bir lokma koparıp ,kimseye sezdirmeden ağzına at.Ama,ben dişlerim sağlamken ısıracağım.

-Ben başkayım.
-Ben de başkayım.
-Doğru,hep başkayız.Ayak bastığımız her yer dünyanın merkezi oluyor.Her şey bizim çevremizde dönüyor.

Kiremitlerden biri çatlak olmasa dam akmaz.

Kadınların neden evlendiklerini şimdi anlıyorum:Yalnız kalabilmek için."

"Biliyorum sizi.Küçük sürtünmelerle yetinirsiniz.Büyüklerinden korkarsınız.Akşamları elinizde paketlerle dönersiniz.Sizi Bekleyenler vardır.Rahatsınız.Hem ne kolay rahatlıyorsunuz.İçinizde boşluklar yok.Neden ben de sizin gibi olamıyorum?Bir ben miyim düşünen?Bir ben miyim yalnız?

Kim bilir,iç sıkıntısı olmasa,belki insanlar işe gitmeyi unuturlardı..Yaşamanın amacı alışkanlıktı,rahatlıktı.Çoğuluk çabadan,yenilikten korkuyordu.Ne kolaydı onlara uymak!

Dilencinin niye beş gün gelip iki gün gelmediğini,niye hep bu vakit burada olduğunu artık biliyordu.İnsanların işten dönerken ucuza huzur satın aldıklarını biliyordu.Cumartesileri,pazarları gelmiyordu.
Nasıl kolayca söyleyiveriyor bunu.Sevmek!Kelimelere herkes kendine göre bir anlam,bir değer veriyor galiba.Bu değerler aynı olmadıkça iki kişi iki ayrı dil konuşuyorlarmış gibi olmuyor mu?

Korkunç olan ne?Bunları herkes düşünür ama çoğu söyleyemez.İkimizin arasında saklı bir şey olmaması sana bir rahatlama vermiyor mu?

İki apayrı et nasıl oluyor da birbirinin dilini böyle kesin,kolayca anlayıveriyor.

Neredeydi o sağanak sonu kokusu?Onları öpmenin yürek çarpıntısını nasıl olmuştu da yitirmişti?

İki insan ayrıldıkları zaman birbirlerinde bir şeyler bırakıyorlardı.

Dünyada hepimiz sallantılı,korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz.Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır.Tramvaylardaki tutamaklar gibi.Uzanır tutunurlar.Kimi zenginliğine tutunur;kimi müdürlüğüne;kimi işine,sanatına.Çocuklarına tutunanlar vardır.Herkes kendi tutamağının en iyi,en yüksek olduğuna inanır.Gülünçlüğünü fark etmez.

Sustu.Konuşmak gereksizdi.Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti.Biliyordu;anlamazlardı."





6 yorum:

  1. ya yusuf atılgan çok sıkıyo beni yaaaa :)

    YanıtlaSil
  2. kesinlikle öyle çok da düşündürücü öyle su gibi akmıyor ama harika cümleler var bayılıyorum böyle kitaplara ,çok da güzel yorumlamışsın okumana sevindim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim,aynen cümleler çok hoştu.

      Sil
  3. Elimde mevcut kitaplardan birisi.İnşallah okuyacağım bunu da.Güzel tanıtım,sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yorumunu bekliyorum.teşekkürler,sevgiler;)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...